Lazerle Cilt Tedavileri

Cilt Hastalıkları

08/07/2022 • Özel Esmerlife Polikliniği

Cilt Lekesi Tedavisi

Cilt Hastalıkları

Cilt hastalıkları; cilt sağlığını, cilt bütünlüğünü ve genel görünümü olumsuz etkileyebilen durumlardır. Bu hastalıklar hakkında temel düzeyde bilgi sahibi olunması ve belirtiler fark edildiğinde uzman değerlendirmesi alınması önem taşımaktadır. Cilt hastalıklarının nedenleri ve başlıca türleri hakkında bilgilere yazının devamında yer verilmektedir.

Cilt hastalıkları genel olarak “dermatoz” olarak adlandırılmaktadır. Çok sayıda cilt hastalığı bulunduğundan, bu hastalıklar bazı gruplara ayrılarak sınıflandırılır. Bu sınıflandırmada alerjik reaksiyonlar, mikroorganizmalar, parazitler ve farklı fiziki etkenler dikkate alınmaktadır.

Cilt Hastalıkları

Cilt hastalıkları içinde en sık karşılaşılan gruplardan biri alerjik deri hastalıklarıdır. Alerjik deri hastalıkları; serum hastalığı, egzama, kurdeşen ve kontakt dermatit gibi durumları kapsamaktadır.

Bu grupta yer alan cilt hastalıklarının nedenini net olarak saptamak güç olabilmektedir. Bu nedenle alerjik cilt hastalıklarında hem hasta hem de yakın çevresi ayrıntılı şekilde değerlendirilir. Tanıya yardımcı olmak için çeşitli deri testlerine başvurulabilir. Gereklilik halinde, hastanın bulunduğu ortamdan bir süre uzaklaşması da önerilebilmektedir. Bu şekilde cilt hastalığına yol açan alerjen nedenin daha kolay belirlenmesi amaçlanmaktadır.

Fiziki Sebeplere Bağlı Gelişen Cilt Hastalıkları

Kesici, delici ve ezici cisimler sonucunda ortaya çıkan jilet izi, faça izi ve yara izleri, yanık izleri, soğuk etkisiyle oluşan cilt çatlakları ve kimyasal maddelerle yoğun temas sonrasında gelişen yaralar fiziki nedenlere bağlı gelişen deri hastalıkları grubunda değerlendirilmektedir. Bu grup çoğu zaman belirgin bir semptoma yol açmamaktadır. Ancak cilt üzerindeki kalıcı izler nedeniyle estetik açıdan sorun oluşturabilmektedir.

Mikroorganizma Kaynaklı Cilt Hastalıkları

Mikroorganizmalar genellikle cilt üzerinde iltihaplanmalara neden olur. Ciltte ortaya çıkan herhangi bir bozukluk bölgesine kolaylıkla yerleşebilmektedirler. Yanıklar, yaralar, uyuz, böcek ısırıkları, egzama alanları ve uçuk lezyonları mikroorganizmaların yerleşmesi için elverişli bölgeler olup bu alanlarda iltihap gelişimine yol açabilmektedir. Bu tür iltihaplı durumlara “dermatit” adı verilmektedir.

Parazitlerden Kaynaklanan Cilt Hastalıkları

Parazitlerin neden olduğu cilt hastalıklarının başında uyuz, çeşitli mantar hastalıkları (el ve ayak mantarı gibi) ve bitlenme gelmektedir. Ayrıca tahtakurusu, pire ve kene gibi böceklerin ısırıkları sonrasında gelişen cilt bozuklukları da bu grup içerisinde yer almaktadır.

Cilde ait bu tür hastalıkların yanı sıra, bazı iç hastalıklarının da cilt üzerinde belirti verebildiği bilinmektedir. Örneğin şeker hastalığı sonucunda cilt üzerinde çeşitli bulgular ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca cilt hastalıkları sınıflandırmalarında iyi huylu ve kötü huylu urlar da dikkat çekmektedir. Cilt hastalıkları arasında en ciddi grupta ise kanser yer almaktadır.

Deri hastalıklarının türüne göre cilt üzerinde farklı görünümlere sahip hastalık elemanları izlenebilmektedir. Kaşıntı izleri, papül adı verilen deri kabartıları, püstül olarak adlandırılan irinli kabarcıklar, çıbanlar, cilt ülserleri, kızarıklıklar, cildin renginin artması olarak bilinen hiperpigmentasyonlar ya da renginin azalması ile tanımlanan hipopigmentasyonlar, cilt döküntüleri ve kabuklanmalar bu elemanlar arasında sayılmaktadır. Tek bir cilt hastalığında bu bulgulardan birden fazlası aynı anda görülebilir.

Cilt Hastalıklarının Teşhisi

Cilt hastalıklarının teşhisi çoğu zaman gözle görülebilir bulgular sayesinde yapılabilmektedir. Ancak tedavi yaklaşımları, hastalığın türüne ve seyrine göre farklılık göstermektedir. Ayrıca pek çok cilt hastalığında, hastanın yakınmalarını hafifletmeye yönelik tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

Pek çok cilt hastalığının gündelik yaşamı olumsuz yönde etkileyebildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle cilt hastalıkları hakkında temel bilgilere sahip olunması ve belirtiler fark edildiğinde uzman görüşü alınması önemlidir. Erken başvuru, tanı ve izlem süreçlerinin daha sağlıklı planlanmasına katkı sağlayabilmektedir.

Cilt Hastalıkları Nelerdir?

Cilt hastalıkları; cilt üzerinde renk ve doku değişikliklerine, iltihaplanmaya, enfeksiyon gelişimine veya alerjik reaksiyonlara yol açabilmektedir. Bu hastalık grupları kimi zaman geçici ve görece kolay yönetilebilir özellikte olabilirken, bazı durumlarda daha ciddi ve yaşamı tehdit edebilen tablolara da eşlik edebilmektedir.

En sık karşılaşılan cilt hastalıkları arasında; kurdeşen (ürtiker), sedef hastalığı, egzama, benler, rosacea, cilt lekeleri ve seboreik dermatit yer almaktadır.

Kurdeşen (Ürtiker)

Kurdeşen, diğer adıyla ürtiker, cilt üzerinde farklı boyutlarda alanlar halinde görülebilmektedir. Bireysel lezyonlar birleşerek daha geniş alanlar oluşturabilir. Genellikle vücuttaki yabancı maddeleri tanımaya çalışan bağışıklık sistemi yanıtlarıyla ilişkili alerjik bir cilt hastalığı olarak tanımlanmaktadır.

Bu alerjik döküntü, vücudun herhangi bir bölgesinde ortaya çıkabilmekte; yoğun kaşıntılı, kırmızı döküntülerle çevrili, kıvrımlı yapıda ve ağrılı şişlikler şeklinde seyredebilmek­tedir. Cilt üzerinde pek çok lezyon gelişebilir; ancak her bir lezyon ortalama 8–12 saat kadar izlenmektedir. Eski lezyonlar kaybolurken yeni lezyonlar ortaya çıkabilmektedir. Kurdeşen birçok olguda belirli bir süre içinde gerileyebilen bir tablodur.

Sedef Hastalığı

Sedef hastalığı; gümüş renkli pullarla kaplı kalın plaklar şeklinde görülen bir cilt döküntüsüdür. Çoğunlukla saçlı deri, dizler ve dirseklerde izlenmekle birlikte vücudun farklı bölgelerini de etkileyebilmektedir. Kırmızı yumrular üzerinde gelişen, kronik seyirli, inflamatuar ve genetik zemini olabilen bir durum olarak tanımlanmaktadır.

Sedef hastalığı tam anlamıyla ortadan kaldırılabilen bir cilt hastalığı olmayabilir; ancak dönemsel olarak hafifleyip ağırlaşabilen bir seyir gösterebilir. UV ışınları, bazı ilaçlar ve topikal uygulamalar ile semptomların hafifletilmesi hedeflenebilmektedir.

Egzama (Atopik Dermatit)

Egzama; stres, sabun gibi tahriş edici kimyasal ürünler, alerjenler ve iklim koşulları gibi etkenlerle alevlenebilen, bu tetikleyicilerle yakın ilişkili bir cilt hastalığıdır. Genellikle erken çocukluk döneminde başlayan, kronik kaşıntı ve sızlayan dermatit alanları ile seyreden genetik özellikli bir durum olarak tanımlanmaktadır.

Egzama, vücudun pek çok bölgesinde görülebilmekle birlikte dirsek iç yüzleri ve bacaklarda daha sık karşımıza çıkabilmektedir.

Benler

Cilt üzerinde bulunan bazı benler zaman içerisinde değişiklik gösterebilir; büyüyebilir, şekil değiştirebilir veya renk tonunda farklılıklar gelişebilir. Benler genel olarak çeşitli türlerde deri büyümeleri olarak tanımlansa da çoğu zaman melanosit adı verilen ve cilt pigmentini üreten hücrelerin bir araya gelerek birikmesi şeklinde açıklanmaktadır.

Bu tür benler genellikle yuvarlak ve tekdüze şekillidir. Renkleri bej tonlarından siyaha kadar değişebilmektedir. Çoğunlukla güneşe maruz kalan bölgelerde görülürler. Kötü huylu özellik taşıyabilen benler ise büyüme gösteren, kaşınan veya kanama eğilimi olan pigmentli lezyonlar şeklinde ortaya çıkabilir ve bu durumlar yakından izlem gerektiren bulgular olarak değerlendirilir.

Gül Hastalığı (Rosacea)

Gül hastalığı; yanaklar, burun, çene, alın ve göz çevresinde kızarıklık ile kendini gösteren bir durumdur. Kızarıklıkla birlikte papüller (küçük deri kabartıları), püstüller (irinli kabarcıklar) ve bazı olgularda burun bölgesinde bağ dokusunun belirginleşmesi ile karakterize kronik inflamatuar bir yüz hastalığı olarak ifade edilmektedir.

Bu tablo dış görünüş olarak gençlik aknesine benzeyebilmekle birlikte, daha çok yetişkin yaş grubunda görülmektedir.

Cilt Lekeleri

Cilt lekeleri, özellikle estetik açıdan rahatsızlık verebilen ve çoğunlukla güneş maruziyeti ile ilişkili olarak ortaya çıkan yapılardır. Bu nedenle güneşe daha çok maruz kalan cilt bölgelerinde görülme sıklıkları artmaktadır. Genellikle düz yüzeyli ve kahverengi noktalar şeklinde izlenir.

Yaş ilerledikçe daha sık görülen cilt lekeleri genellikle herhangi bir ek belirtiye yol açmamaktadır. Ancak cilt görünümündeki değişiklik nedeniyle estetik kaygılara neden olabilmektedir. Bu tür cilt lekeleri için tıbbi ve dermokozmetik çeşitli yöntemler kullanılabilmektedir; uygulamalar kişiye ve lekenin özelliğine göre planlanmaktadır.

Seboreik Dermatit

Seboreik dermatit; erişkinlerde sık görülen, döküntü ile seyreden bir cilt hastalığıdır. Bebeklik döneminde de görülebilen bu döküntüler, bu yaş grubunda genellikle “beşik kepi” olarak adlandırılır. Erişkinlerde ise çoğunlukla saçlı deri, kulak arkası, alın, kaş bölgesi, göz kenarı kıvrımları, gövde orta hattı ve sırt bölgesinde izlenmektedir.

Kaşıntı yakınmasına yol açabilen bu döküntüler, kırmızı ve pullu bir dermatit tablosu oluşturur. Saçlı deride görülen dermatit, belirgin kepeklenme eğilimine neden olabilmektedir. Bu tabloya yol açan etkenler tam olarak aydınlatılamamıştır. Tam anlamıyla ortadan kaldırılması her zaman mümkün olmayabilmekle birlikte, uygulanan tedavilerle semptomların ve eşlik eden şikayetlerin hafifletilmesi hedeflenmektedir.

Cilt hastalıklarının değerlendirilmesinde fiziki muayene, gerekli görülen durumlarda dermokozmetik yaklaşımlar ve medikal tedaviler birlikte planlanabilir. Uygulanacak yöntemler, hastalığın türüne, şiddetine ve kişinin genel sağlık durumuna göre hekim tarafından belirlenir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde olduğu gibi, cilt hastalıklarına yönelik uygulamalarda da sonuçların kişiden kişiye değişebileceği, bu nedenle işlem öncesinde hekimle ayrıntılı değerlendirme yapılmasının önemli olduğu unutulmamalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Cilt hastalıkları hangi nedenlerle ortaya çıkar ve en sık hangi türler görülür?

Cilt hastalıkları; alerjik reaksiyonlar (egzama, ürtiker, kontakt dermatit), mikroorganizmalara bağlı iltihaplı tablolar, parazitler (uyuz, mantar, bitlenme) ve fiziksel/kimyasal etkenler (yanık, yara, soğuk, tahriş edici maddeler) gibi farklı nedenlerle gelişebilir. Ayrıca bazı iç hastalıkları ciltte bulgu verebilir ve iyi/kötü huylu deri oluşumları da değerlendirme kapsamındadır. En sık karşılaşılanlar arasında ürtiker, sedef, egzama, benler, rosacea, cilt lekeleri ve seboreik dermatit sayılabilir.


Cilt hastalıklarında tanı nasıl konur; hangi durumlarda test gerekebilir?

Tanı çoğu zaman ciltteki görünür bulguların (kızarıklık, döküntü, kabuklanma, papül/püstül, kaşıntı izleri, renk değişiklikleri gibi) değerlendirilmesi ve öykü alınmasıyla konur. Alerjik deri hastalıklarında tetikleyiciyi saptamak her zaman kolay olmayabilir; bu nedenle hasta ve çevresel maruziyetler ayrıntılı sorgulanır, gerekli görülürse deri testleri gibi ek incelemeler planlanabilir. Şüpheli ben değişiklikleri veya enfeksiyon bulguları gibi durumlarda da hekim, ek değerlendirme ihtiyacını klinik bulgulara göre belirler.


Kaşıntılı döküntüler (ürtiker/egzama gibi) ne kadar sürer; kendiliğinden geçer mi?

Süre ve seyir hastalığın türüne göre değişir. Ürtikerde tek tek lezyonlar genellikle saatler içinde (yaklaşık 8–12 saat) kaybolabilir; ancak yeni lezyonlar eklenerek tablo bir süre devam edebilir ve birçok olguda belirli bir zaman içinde gerileyebilir. Egzama ise çoğunlukla kronik eğilimli olup stres, tahriş ediciler, alerjenler ve iklim koşullarıyla alevlenmeler gösterebilir. Bu nedenle “kendiliğinden geçme” olasılığı kişiden kişiye değişir; kalıcılık ve kontrol, tetikleyiciler ve tedavi planına bağlıdır.


Benlerde hangi değişiklikler risk işareti olabilir ve ne zaman değerlendirme gerekir?

Benler zamanla büyüyebilir, şekil veya renk değişikliği gösterebilir; çoğu iyi huylu olsa da bazı bulgular daha yakından izlem gerektirebilir. Özellikle büyüme eğilimi, kaşıntı, kanama, belirgin şekil değişikliği veya renk tonunda belirgin farklılaşma gibi değişiklikler olduğunda gecikmeden hekim değerlendirmesi önemlidir. Bu bulgular tek başına kesin tanı koydurmaz; ancak kötü huylu özellik taşıyabilen lezyonların ayırıcı tanısı için klinik muayene ve gerekli görülürse ileri incelemeler planlanabilir. Kişisel riskler ve cilt tipi de değerlendirmede dikkate alınır.

← Önceki